TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan: Düşman sadece topla tüfekle gelen insan değildir

Halk Kürsüsü Derneği'nin gerçekleştirdiği Sapanca'daki oturuma Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan katıldı

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Moderatörlüğünü Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç'in yaptığı etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve şehitleri anmak için bir dakıkalık saygı duruşu yapıldı ve ardından İstiklal Marşı okundu.

Türkiye’nin sorunlarını dile getiren TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan şunları söyledi: “Bugün buradaysanız bu ülkenin geleceğiyle ilgili bu ülkenin yarınlarıyla ilgili, çocuklarımızın yarın daha güvenli, daha müreffeh bir Türkiye'de yaşamasını istediğiniz için buradasınız. İzmir'den kalkıp buraya gelen, bizi şereflendiren Halil Bey gibi Türkiye ittifakı partisi Genel başkanı gibi yine çok değerli Türkoloji Profesörü hocamız gibi siz değerli Sakarya'dan katılan arkadaşlarımız gibi Zafer Bey ve Akın Bey'in burada ev sahipliğinde Türkiye'nin meselelerini konuşmaya geldiniz.”

‘DÜŞMAN SADECE TOPLA TÜFEKLE GELEN İNSAN DEĞİLDİR’

Türkiye’nin başlıca sorunlarını söyleyen Sinan Oğan, “Biz de bir yola çıktık ve dedik ki Türkiye'de bugün bize göre bir sorun var. Bu sorun karşısında ne yapacağız? Bu sorunun karşısında önümüzde iki seçenek var. Birincisi sorunu izlemek, maalesef ki uzun süreden beri bu sorun izleniyor. İkincisi, bu sorunu çözecek kuvvetli bir yapı var mı? Varsa bu yapıyı daha da kuvvetlendirelim, daha da güçlendirelim. Yoksa eğer, böyle bir durumda Mustafa Kemal Atatürk olsaydı ne yapardı? Atatürk'ün dahili ve harici bedbahlar olabilir dediği bir durumda düşman sadece dışarıda topla, tüfekle gelen insan değildir. Elbette biz bu çerçevede rakiplerimizi düşman olarak görmüyoruz. Ama öyle bir sürecin içerisindeyiz ki Türkiye öyle bir kıskaca alınmış ki bunun karşısında şu soruyu kendime soruyorum. Mustafa Kemal Atatürk olsaydı ne yapardı? Başbuğ Alparslan Türkeş olsaydı ne yapardı? Bunun gibi ömrünü bu davaya vakfetmiş bize de yol gösterici adeta fener gibi olan insanlar olsaydı ne yapardık? Ben bu soruyu kendime sordum ve şu cevabı verdim: Oturup izlemezler. İnsiyatif alırlar. Sağına soluna bakarlardı. Eğer insiyatif alan yoksa bir adım öne çıkarlar. Bugün bir adım öne çıkan kardeşiniz olarak huzurunuzdayım” ifadelerini kullandı.

‘CANINI KURTARMAK İÇİN GELMİŞİ DE VAR’

Maalesef ki uzun bir mücadeleden sonra 2017 referandurumun da, biz hayır oyu vermek için sahada çalıştık. Birçok yerde toplantılarımız engellendi, salonlar iptal edildi. Ve ben inanıyorum ki neticesinde o gün hayır oyu çıktı. Ne hikmetse, orada bir şekilde evet oyu çıktığı bize deklare edildi. Ve çok yanlış olan başkanlık sistemi Türkiye'ye getirildi. Bugünün Türkiye'sinde başkanlık sisteminde artık birkaç sene geçirdikten sonra bize vadedilen hiçbir şeyin gerçekleşmediğini gördük. Verin bu yetkiyi faizle, dövizle, işte küresel bir takım çevrelerle nasıl mücadele edilir size göstereceğiz dendi. Türkiye'ye devletin dahi bilmediği on milyon insan geldi. Bunların içinde teröristi var, bunların içerisinde sapığı var, sapkını var. Masumu da var. Hakikaten canını kurtarmak için gelmişi de var. Ama biz ilk günden diyoruz ki devlet bu ayrımı yapmalı. Kadın, çoluk çocuk devlete sığınanı devlet korumalı ama eli silah tutan sahillerde nargile içenlere de devlet elbette ki ‘bir dakika kardeşim benim Mehmetçiğim orada savaşırken sen burada nargile içemezsin sahilde’ demeliydi.

'ARAP BAHARI BAŞLADI'

Sonra ne başladı? Arap Baharı başladı. Benim 2007'de bir makalem yayınlandı. Makalenin başlığı 'Turuncu Ampul Devrimi Orta Doğu'ya İhraca Hazır', gerçekten de Adalet ve Kalkınma Partisi bunun için bir laboratuvar olarak kullanıldı ve bütün Ortadoğu'ya gelecek Arap Bahar'ın ön aşamasıydı. Türk filmlerinin Arap coğrafyasında ciddi bir rehavet gördüğü günleri yaşadık. Çünkü Amerika'dan bu tecrübe edilmiştir. Hollywood filmleri bir yere Amerika gitmeden önce Hollywood filmleri gider. Ve her Hollywood filminde Amerikan CIA'nin mutlaka kontrolü vardır. Dikkat ediniz. Konudan bağımlı bağımsız her Amerikan filminde bir yerden bir Amerikan bayrağı çıkarırlar. Ne alaka dersiniz? Ama çıkarırlar. Bu bir kuraldır. Amerikan bayrağının çıkmadığı tek bir filmi yoktur. Konu ne olursa olsun.

'SIRADAKİ ÜLKE TÜRKİYE OLACAK'

Arap Baharı geldiğinde bizim siyasal İslamcılar bayram ettiler. Türkiye'den Adalet ve Kalkınma Partisi örneğinde Orta Doğu'ya demokrasi gelecek ve orada Müslüman kardeşler her yerde iktidara gelecek. Oralarının tamamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hükmü geçecek ve biz o bölgenin en büyük gücü olacağız. Halifesi Türkiye'den çıkacak. Halifeliği yeniden getireceğiz düşüncelerine ve hayallerine kapıldılar. Sovyet coğrafyasında turuncu devrimler kitabını yazarken Sırbistan'da, Gürcistan'da, Ukrayna'da, Kırgızistan'da, Soros'un nasıl devrimler yapmaya çalıştığını, yaptığını bildiğim için uyardım, dedim ki bu Arap Baharı demokrasi getirme projesi değil, bu bir Amerikan projesidir. Hepsi bana karşı çıktı. Arap Baharı Arap coğrafyasını ancak ve ancak kan ve gözyaşı getirir. Bu İsrail güvenliğini sağlama projesidir. Ve neticesinde İsrail'e tehdit teşkil edebilecek birkaç tane ülke bunun sonucunda ufalanır. Bir Irak, iki Suriye, üç İran, dört Türkiye. Nitekim Irak ve Suriye ufalandı. İran'a sırayı getirmeye çalışıyorlar. Sonra da getirebilirlerse Türkiye sıradaki ülke olacak.

'BANA MECLİSTE GÜLDÜLER'

Bizim Türk tarihinde ilk defa altı aylık bebeklerimiz, polislerimiz, özel harekat polislerimiz ve diplomatlarımız esir düştü. Kime, bir terör örgütüne? Nerede Türk topraklarında? Oradaki konsolosluk Türk toprağıdır. Türkiye kurulduğundan beri, Türkiye Cumhuriyeti böyle bir şey yaşamamıştı. Peki bunu önlemek mümkün müydü? Evet mümkündü. Neden? Çünkü biz bunu ifade ettik. Devletin elinde o kadar imkanı var. Ben şuna inanmıyorum. Konsolosluğumuz işgal edilmeden önce ben çıktım, mecliste konuştum, dedim ki IŞID konsolosluğumuzu işgal edecek. Bana mecliste güldüler. İnanmadılar bana. Bırakın bu kanun maddesini tartışmayı, konsolosluğumuzu işgale gidiyor IŞID. Eğer o saatlerde bir helikopter kalksaydı, kırk beş dakika sonra diplomatlarımızı alır, gelirdi. Ve oraya yeterince asker sevk ederdi. Hiç öyle bir tehlike olmazdı ama yapmadılar. Libya'da dedik ki darbe olacak, Libya Başkonsolosu çıktı, dedi ki, hayır bunlar hayal görüyor. Vatandaşlarımızın ülkeyi terk etmesine gerek yok. Ertesi gün Libya'da darbe oldu. Türk şirketleri büyük zararlara uğradı.

05 Eyl 2022 - 12:06 Kocaeli- Gündem

Muhabir  Vildan Yıldız


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Şerafettin Ergül - Eleştirimi geri aldım, evet; bu yazıyı görmemiştim, tam düşündüğüm gibi olmuş, kalemine sağlık, genç arkadaşım, yolunuz açık olsun, başarılarınızın devamını diliyorum

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 14:13