Dergi, mecmua

Dergiler için edebiyatın kaleleri tabiri sıkça kullanılır. Cemil Meriç, “Dergi, hür tefekkürün kalesi” diyor. Her dönemde bu böyle olmuş mudur? Tartışmalı bir konudur. Bazı dergiler vardır ki ülkede iktidar kim ise onu rahatsız etmemeyi ve belli sahalarda onun adına hareket etmeyi kendileri için konfor alanı olarak görürler. Benimsedikleri bu çirkinliği de memleketin bekası (ne demekse!) için yaptıklarını belirtirler.

Devamında da hamaset üç kağıdını, milleti kandırmak, gerçekleri gizlemek, gevşeyen kendi saflarını sıklaştırmak ve hizaya sokmak, milli duyguları istismar etmek, çıkar devri etrafında altın hisse kapmak vesaire çerçevesinde uygun adım yürümeyi görev bilirler. Her dönemin satılık kalemleri ve paralı tetikçileri olmuştur, olmaya da devam edeceğe benzer.

İçinde bulunduğumuz şu dönemde ülke sanki refah içinde yüzüyor, insanlar da mutluluktan uçuyor. Hamaset palavrası eşliğinde vatan, bayrak, ezan şiirleri havada perende atıyor. Bu kifayetsiz kalemler, çıkardıkları dergiyi satma ve kendi çirkin zihniyetlerini yaşatma adına, zamanın muhteris muktedirlerinden icazet almak için fırıl fırıl etraflarında dönüyor. Riyakar, iki yüzlü olmak alçaklık halini o kadar özümsemişler ki insan olanın utanması beklenir.

Güç sahiplerinin karanlık gölgesinde serinliyor, zifiri gölgesine basmamaya özel bir itina gösteriyor. Çünkü, gölgelerini dahi mukaddes görüyor. Şimdi böyle bir zeminde, bu insanların eliyle rengarenk çiçekler yetişir mi? Yetişse yetişse hamasi embesiller ve kuyruğu kesik faşistler yetişir. Kale surları dışarıdan sağlam gibi gözükse de içinin kof, bomboş olduğu tezden ortaya çıkacaktır.

Kendini belli bir adrese göbek bağı ile bağlayan bir mecmua, yazmak isteği yazısını bağımsız yazamaz, serbest konuşamaz, hakikatleri özgürce dile getiremez. Kendi mihrakının, odağının, merkezinin fikri haricindeki düşünceleri sayfalarında paylaşamaz. Zaten buna içindeki klik müsaade etmez, izin vermez. Dolayısıyle sadece kendi çevresine hitap eden dar bir yayın çapını asla aşamaz. “Dolap beygiri” misali kendi çevresinde döner durur.

Edebiyat dergileri her ne kadar belli görüşteki insanların eliyle yazın dünyasına merhaba dese de esas ulaşmak istediği kitle, içinde neşet ettiği bütün bir toplumdur. Bu gerçeği her dergi bir amaç olarak görmekte ve o yöndeki gelişmesini de bu maksat doğrultusunda sürdürmektedir. İlerleyen süreçte atacağı adımlar, hem yönünü hem hayat serüvenini hem de yaşam süresini belirleyecektir.

Muhtelif düşüncelere sayfalarını açan, her sese kulak veren, her renge dikkat kesilen bir dergi uzun soluklu olacaktır nihayetinde. Rengarenk doğaya baktığımız vakit gözlerimiz kamaşır. Her renk, tabiata ayrı bir mana katmakta, ayrı bir değer ifade etmektedir. Çeşitlilik algısı her yere canlılık getirmektedir. Yeknesak, monoton bir ortam hiçbir insana keyif veremez. İnsan fıtratında, doğasında bulunan sonsuzluk hissi, sınırlı ve sınırlandırılmış alanları pek sevmez.

Geniş kitlelere ulaşmak isteyen bir dergi, yazar ve şair kadrosunu, kalem erbabını belli bir zihniyete mahkum ettiği vakit, edebi hedefine hiçbir zaman gidemeyecektir. Her kokuyu ve her rengi mümbit bağrında taşıyan toprak ana misali, dört bir yana samimi muhatabı gözüyle bakarsa olması gereken de oluyor demektir. Kucaklayıcı hareket, geniş perspektif, hoşgörü yaklaşımı, empati duygusu vesaire gibi harika özellikler her satır başında dile getirilmelidir.

Her fikre sayfa ayırabilmek, her düşünceye bağrını açmak, ötekileştirmelere fırsat vermemek, kötü ama bu benden dememek, iyi olan her şeye taraf olmak, çirkin davranışlara imkan tanımamak, yeni yüzlere ve yeni kalemlere yer açmak, güzellik taşıyan hemen herkese gülümsemek gibi müspet hareketler olmazsa olmaz kabul edilmelidir.

Cesaret, elinde kalem olan herkesin en önemli payesi olmasının yanında, olayların iç yüzünü meydana çıkarması, doğruyu yazması ve gerçeği dile getirmesi yönünden vaz geçilmez bir husustur. Cebanet, korkaklık virüsü edebi meydanı işgal ederse, nefes aldığı yörede hakikatler hiçbir zaman dile getirilemez. Işıl ışıl güneşin doğuşuna göz yumabilen bir bakış, karanlığın kölesi olmaya namzet, aday olmaya da hevesli demektir.

Hedefine insanı koyan, insanlığı baş tacı eden, bütün inanç değerlerine gerçek ve içten saygı gösteren, renk ve fikir ayrımı yapmayan, kin ve nefret gütmeyen, haset ile hareket etmeyen, ayrıştırmayı değil bütünleştirmeyi gaye edinen, konuşulan her dile kendi dili gibi kıymet veren, her kutsal değeri önemseyen bir düşünce dünyası inşa etmek isteyen bir edebiyat alemi, herkesten saygı görmenin yanında ulaşacağı okur sayısını da zirveye taşıyacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Faik Kumru - Mesaj Gönder

# yeni, iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.