Benden böyle bir yazı bekleniyor

Önceki yazımı edebiyatı kullanarak bir kurgu çerçevesinde sunmuştum. Ve edebiyatın temel öğelerini kullanarak dilde kelime oyunları yapmıştım. Eğer edebiyatı hayatımızdan kovarsak dünkü yazım şöyle olurdu.

İzmit Belediyesi bir kütüphane kurdu. Açılışına da Kılıçdaroğlu katıldı. Kılıçdaroğlu’nun katılması daha gösterişli bir tören ve kütüphane beklentisi oluşturmuştu ama organizasyon kötüydü. Yığılan kalabalığı idare edemeyenler halka kaba saba davrandı.

Kütüphaneye ayrılan bütçenin çok büyük olduğu ve hizmetin yetersizliği soru işaretlerine neden oldu.
İçi doldurulamayan etkinliklerin sebebi İzmit Belediyesi’nin sürekli Büyükşehir’i taklit etmesi ama yeterli bütçesinin olmamasıydı. Lütfen taklidi bırakın, bütçenize göre işler yapın.  Böyle bir yazı yazmam isteniyor benden. Alışmışlar böyle sığ bir dile. Siz olsanız böyle bir yazıyı okur musunuz Allah aşkına?

İzmit Belediyesi’nin hafta sonu açılışını yaptığı kütüphaneye karşı çıktığımı düşünenler var. Sebebi de dün köşemde yazdığım yazı. Kamu kurumlarının yapabileceği en önemli iş çocukların hayatına dokunabilecek, onları hayata hazırlayabilecek ortamlar ve imkanlar hazırlamaktır. Kütüphaneler, kovulan edebiyatı yeniden hayatın içine oturtmak için oluşturulan ender yapılardan biridir. O yapının içindeki kitaplar insanın hayatını değiştirme gücüne sahiptir.

(Üstteki paragrafta ‘kovulan edebiyat’ tabirinden kastım ‘edebiyata ve kitaba yeterince değer verilmemesi kitabın ve yazarların önemsenmemesidir. Ama akıllının biri, her şeyi aklına gelen ilk anlamıyla anlıyorsa edebiyat diye bir varlığın olduğunu artık hayalindeki edebiyat nasıl bir şeyse ona uygun bir malzemeyle kovmayı mı anlar. Tıpkı bunun gibi dansöz sözünü izah ettiğim halde gerçek anlamda anlamaya ve üzerine yapıştırmaya meraklılar var.

Mesela paragrafta geçen akıllının biri hangi anlamda kullanılmıştır?

Yazımı defalarca dönüp okuduğumda bir tane hakaret unsuru görmezken acaba okuyanlar neler anlamış diye baktığımda yazının altındaki okurların da yüzde doksanının doğru anladığını ve hakaret olmadığını görmeleri iyi bir okur kitlesi yakaladığımızı da göstermesi, bizim için sevindirici.

Yazımın yaptığı etkiden de anlaşılıyor ki toplum henüz tarafsız gazeteciye alışık değil. 8 Ağustos 2022 tarihli Kimin Yandaşıyız başlıklı yazımda anlattığım halde utanmadan (buradaki utanma sözcüğü de başka yere çekebilirler) birilerine yaranmak için yazdığımı da söyleyebilirler ama İzmit Belediyesi’nin Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk’e sipariş yazı yazdırdığını, yazıya da para verdiğini utanılacak bir şey olarak görmezler. Tabi yazıya direkt parayı vermemek için İstanbul’dan buraya kadar özel imkanlarla getirtip üzerine de telif parasını verenler aynen ihalelere uydurulan kılıf gibi bir kılıfla bunu örtbas edebilir. Saygı Öztürk’ün ailesini ziyaret ettiği Güngör Aslan’ın da benim gibi kalemi sivri bir gazeteci olduğunu unutuyor beni hedef gösterenler. Yeni bir Güngör Aslan olma yolunda olduğumu iddia eden yetkililer açıkça gözdağı vermekte ve tehdit etmektedir.

Eleştiri ve hakareti birbirinden ayıramayan insanlar, yazmış olduğum yazıyı farklı yerlere çekerek basın özgürlüğüne müdahale boyutuna vardırdılar.

Eleştiriyi düşmanlık olarak algılayan kişi ve kurumlar konuşma yoluna gidip “Böyle yazmışsın ama gel oturalım sana bunu düşündüren şey nedir? Neden böyle bir kanıya (mesela akıllının biri buradaki kanıya sözcüğünün yerine düşünceye sözcüğünü kullanmamamı bunun da altında bir artniyet olduğunu düşünebilir hatta yetmez ve ‘ya’ ekini atıp kanı kutsadığımı düşünebilir.) vardın? Çok fantastik geldi değil mi?

İşte tıpkı bunun gibi Bilal’e anlatır gibi anlatarak hangi kelimeyi hangi anlamda kullandığımı söylediğim halde kişiler ağlayarak tanıdığım herkesi arayarak ya da herkese mesaj atarak kendilerine hakaret ettiğimi düşünüyorlar. Düşüncesi bozuk olanlar neden “Böyle yazmışsın ama doğrusu bu değil şudur” diyebilecekken benim dışımda ulaşabildikleri herkese ağlamışlar. Neymiş efendim eleştirirken Kültür Müdürüne genç ve güzel kadın demişim.  Kıvırma yeteneğini iyi bir dansöze benzetmişim. Başka bir konu olsa daha farklı bir bir şekilde yazabileceğim yazımı kitap ve kütüphanenin özeline indirgeyerek kelimeler vermiş ve hangisini hangi anlamda kullandığımı yazmıştım. Çünkü oraya gelen ve okuyan çocuklar çalışmalarının ve okumalarının nihayetinde yeni sözcükler ve anlamlar öğrenecekti. Eğer kelimeleri anlamışlarsa bir de paragraf örneği verelim. Haydi dünkü köşemde adı geçen müdürler aşağıdaki soruyu çözelim.

Eskiden edebiyat; hava gibi, su gibi, güneş gibi, toprak gibi vazgeçilmezdi. Onunla yatılıp onunla kalkılıyordu ve yaratıcı gücünün sonsuzluğuna, edebiyatın insanı insan yapma büyüsüne inanılıyordu. Toplumun yozlaşmaya ve her şeyin parayla ölçüldüğü, bilgi ve kültüre duyulan saygının, kredi kartlarına, görselliğe yönelmeye başladığı yıllarda, edebiyat “Bir işlevi yok.” düşüncesiyle gazetelerden kovuldu. Edebiyat kovulunca da gazeteler çirkinleşti, gazetelerle birlikte dil de espri de düşünce de sığlaşıp yüceliğini yitirdi.

Bu parçaya dayanılarak, edebiyatla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine varılamaz?

A) Ticari bir getirisi olmadığı gerekçesiyle gazetelerden uzaklaştırıldığına
B) Bir zamanlar yaşamın her alanında varlığını hissettirdiğine
C) Kendini yenileyemediği için ilgi görmediğine
D) İkinci plana itildiği için, dil, düşünce ve espri kalitesinin düştüğüne
E) Ticari zihniyetin egemen olmaya başla­masıyla etkisini yitirdiğine

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yılmaz Dalgalan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

08

Şükrü Çakır.İzmit Kita - Yılmaz Bey tebrikler.Kaleminizi belki de tuşlarınızı demeliyim,o zaman da;"Puşlarınız"sözcüğü ile kafiyelenir de başınıza başka iş açar.Evet kaleminizi kılıç gibi değil de çok etkili kullanmışsınız.Düşüncelerle bilgilerle sihirbaz gibi oynamışsınız.Siz sihirbaz olmayı hiç istemezsiniz.Biliyorum hedefiniz iyi bir gazeteci olmak.Başkalarının da bu gerçeği anlamalarını dilerim.Yazınızı keyifle okudum.Başkalarını bekliyorum.Sahaf Şükrü ÇAKIR.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 20:48
04

Süleyman Ş. - Siz hep yazın. Biz hep okuyalım ve bildiğiniz gibi yazın. Biz kaleminize ve cesaretine hayranız. İyi ki varsınız. Zaten onların istediği gibi yazarsanız bizim gibi okurları kaybedersiniz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 16:11
02

Uğur - Daha açıklayıcı olamazdı. Tekrar açıklamışsın.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 13:27
01

Ahmet - Nezaketinize şahidim. Teşekkürler dostum geri adım atmadığın için. Kararlılıkla doğru yolda yürü arkandayım.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 13:26