Helâket Ve Felâket Asrı

Asr suresinin aşikar bir şekilde tecelli ettiği zamanlara geldik diyebiliriz. Aslında bu surenin her bir asra ayrı bir yansıması vardır. Lakin bu asrımızda dünyanın tümüne bakar bir durumu olduğunu görüyoruz.

Bir asır 100 yıldır. Kendi tabirimle ortalama bir insan yaşamı veya bir insanın dünya hayatına etki ettiği vakit süresidir.
Anne karnı dönemi, doğum ve yaşayış. Ölüm ve yavaş yavaş unutulma dönemi.
Yani her bir insanın bu dünya yaşantısına takribi 100 senelik bir şahsi etkisi oluyor. Ve bu süre içerisinde de maalesef insanların çoğu hüsrandadır..

Tarihte insan hayatının bu denli değersiz olduğu ve ölümlerin birer sayıdan ibaret olduğu benzer dönemler yaşanmıştır.
Bu asrımızda ise diğer dönemlerin belki toplamı kadar değersizlik ve ölüm yaşanmış ve yaşanıyorken
daha üzerinden bir asır geçmeden tekrar bir dünya savaşının çanları çalmaya başlamış. 
Tarihten alınan derste sınıfta kalan insanlığa tarih hep tekerrür etmiştir.

Dünyanın birçok yerinde olan ve devam eden bölgesel savaşlar, katliamlar ile ölen ve istatistikten ibaret hayatlar..

Havadan üzerimize chemstrail uçaklarıyla her gün püskürtülen zehirli gazlar..

Ata tohumunun yasak olduğu topraklarımızda ekilen gdolu tohumlar ve gıdalar..

Teknolojinin gelişimiyle ekran hapsine giren çocuklar..

Ateizm, Deizm gibi sapkın düşünceler yetmezken üstüne yeni hortlatılan eski pagan inanışları olan tengricilik..

Irk meselesini kullanarak bu vatanı beraber kazanmış dedelerin birbirinine kırdırılan ve yabani baktırılan evlatları..

Ekonominin sistemli olarak çökertilmesiyle zaten fakir olan insanımızın dahada muhtaç hale getirilmesi..
Artan onca maaşlara rağmen yine yetmeyen dar kalan geçimler.
Bu durum bana şu sözü hatırlatıyor. "Bereket hayatınızdan çekilirse çuval dolu paranızla aç gezersiniz.."

Açıkça tümör olan yapay etin ve böcek yemenin ünlülerce ekranlarda özendirilmesi.

Ekran demişken aileyi kökten kazıyan yok eden meşhur fuhuş dolu Türk dizileri..
Aslında onlara özel bir yer açmak lazım ama yüzlerine yetecek kadar tükürüğüm yok..

Tarım ve hayvancılığın da sistemli şekilde katledilip insanımızın doğala dair ne varsa muhtaç olmaya doğru gitmesi..

Say say saydıkça bitmiyor..
Daha saymadığımız ve bilmediğimiz bir o kadar helaket ve felaket te maalesef bizleri kapıda bekliyor.

Evet ne buyuruyordu Asr Suresi: "İnsan hüsrandadır.."
Zarar, ziyan, ölüm, açlık, mahrumiyet.. Ve bunlardan gelen elem, acı, keder, ızdırap ve kayıplar..

Basit manâdan bakarsak aslında biz neyi hakediyorsak onu yaşıyoruz.
İnsanoğlunun başına gelenler kendi yapıp ettiklerinden dolayıdır.
(Şura 30)
O yüzden yaşadıklarımızın farkına varıp bir öze dönüş operasyonu yapmamız gerekmektedir.

Evvela bin yıllık iftihar tablomuzun sebebi ve bizi asırlarca dünyaya hakim kılan, ahirettede ebedi saadete namzet eden dinimizi hakkıyla yaşamak.
Aksi ise yaşadığı hayatı din zanneden ve dinini Arap ırkına has bir inanç zanneden hüsran ehlinden olmak..

Hristiyanlar gibi pazardan pazara ayine gelir gibi cumadan cumaya dinini yaşamanın kimseye yetmediği bariz ortadadır.
Çünkü dayanak noktamızı unuttuğumuzdan veya ihmalimizden dolayı ne kural kaide ne yol göstericimiz ne de sabrımıza yardımcı olacak elimizde bir şey kalmamış.

Yetmedi Fransız Devrimi'ne sebebiyet veren ve Avrupa'dan içimize sokulmuş 
"Sen çalış ben yiyeyim",
" Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse banane" gibi vahşi düşünceler toplumumuzun pazarında alıcı bulmuş. Bulmuş ki her işimizde faiz ön planda işliyor. Onun aksi olan erdem, kanaat, ahlak ve yardımseverlik ise pılını pırtını toplayıp terk-i diyar eylemiş..
Halbuki bizim asırlardır ilkemiz komşusu açken tok yatmamak değil miydi..?

Bunca keyfe keder yaşantımızın elbet bir faturası olacaktı. 
10 ilimizi etkileyen Maraş depremi acaba bunların bir faturası mıydı?
Yoruma açıktır bu konu elbet ama en başta saydığım felaketler zaten bize bunların birer faturası olarak çıkıyor ve faturamız da kabardıkça ardından gelecek hesabın daha çetin bir hale doğru gitmesi ciddi endişe veriyor.

O zaman gelin Asr Suresi'ne tekrar kulak verelim. Hüsrana uğrayanlardan olmamak adına can-ı gönülden dinleyelim.

Evvela asırlardır hayatımızı idame eden ve devamını temin eden dinimiz islamı araştırıp, öğrenip yaşayalım. Çünkü bu asırda yalan ve doğru aynı pazarda satılıyor. 
O yüzden okumadan sadece duymayla yetinmeyelim.
Ve "Ey iman edenler iman ediniz" sözündeki nasipsizlerden olmayalım.

Vaktiyle Japon komutanlarının dediği gibi Türkler ne zaman dinlerine sarıldı iseler o zaman yükselmiş ve hakim olmuşlar. 
Ne zaman ki dinlerinde gevşeklik ve lakaytlık göstermişler o zaman gerileyip sıkıntılı durumlara düşmüşler.
Bizle beraber islam alemide sıkıntılara düçar olmuş. Çünkü islamın bayraktarı ve ümmetin halifesi koruyucusu bizlerdik.

Ve sabretmek ve birbirimize hakkı tavsiye etmek. Sabrın sonu selamet sözü herkesin kulağına küpedir.
Geçmişte bu millet hep imanla, sabırla, sebatla mücadele ettikçe bunun karşılığını fazlasıyla almıştır.

Yol çok basit ama bir o kadarda zor.
Asır helaket ve felaket asrı.
Kitlesel felaketlerin asrı.

Ancak her kışın bir baharı olduğu gibi bu asrında bir baharı vardır ve ona doğru gidiyoruz.
Doğum misal anne karnı karanlığından dünyanın aydınlık yüzüne çıkan bebek gibi bu karanlık asırdan imanla, sabırla ve birbirimize iyiyi hakkı tavsiye ederek nimet ve aydınlık  asrına çıkacağız.
Bu geçiş asrında Asr suresi en büyük reçetemiz olacak.

Bu reçeteye,  Tarih'i  canlı bir şahit olarak verebiliriz.
Tarihte sıkıntılardan sonra ferahlıklar hep olduğu gibi bu geçiş asrının da ardındaki cennetâsa asra namzet olmak lazım.
Yoksa insanoğlu gerçekten hüsrandadır..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erkan Aydın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.