Şimdi biz senle neyiz?

Hazır mısınız?

Tam olarak 96 saat kaldı ve biz o 96 saatin son bir dakikasına kadar “ona aşkınızı ispatlayın” naralarını duyacağız. Nara evet çünkü billboardlar,  pırlanta reklamları, kuyumcular, tekstil, hatta beyaz eşya mağazaları. Herkes o güne  hazırlanıyor özenle.

Dükkanların camları çoktan kırmızıyla süslendi bile. Çamaşır makinesi,  buzdolabı pek çok minik ev aletleri bir kadına hediye edilmek üzere  kırmızı kurdeleler sarılarak hazırlandı o güne.

Online alışveriş siteleri, belki aşktan daha uzun sürecek taksitlerin reklamlarını çoktan girmeye başladılar.  Düşünsene çok sevdiğin kadına/ adama 10 taksitle kazak almışsın. Aşklarınızın doruklara çıktığı gün giymiş o kazağı.  Sarılmışsın, koklamışsın  falan, hoop henüz aradan 5 ay geçmiş ve ayrılmışsınız.  Sen taksiti 5 ay daha ödeyeceksin. Hayır kazağı da  isteyemezsin geri, ayrıldınız diye yakışmaz yani.

Ya da iyi  kötü yürütmüşsün şunun şurasına ne kaldı diyorsun zaten kısa, güdük bir ay olan şubata.

Tam sana alacağı hediyenin hayalini kuruyorsun, imâlarda bulunuyorsun falan.  O gün, evet o gün  “aşkımızda nirvanayız bakınn dercesine boy boy fotoğraflarını paylaşmayı hayal ederken instagram  hikayende  hatta bir kaç da wattsap duruma falan koyarım oh miss en güzel sevgili biziz” demeyi hayal ederken hoop bir şey oluyor, beklenmedik bir mesaj:

“Biraz ara versek, ilişkimizi gözden geçirsek!”

“Hayda 14 Şubat'a ne kalmıştı diyorsun” ama nafile tabii o “büyük”  aşka kısa bi mola...

Herkes bir anda üstüne geliyor;  kırmızı vitrinler,  avm içindeki kalpli balonlar,  reklamlar, 14 Şubat paylaşımları falan...

Hayır ayrılık izni diye bir şey de yok ki şöyle birkaç gün toparlanasın. Oysa hayal etmiştin İkiniz birden  göğe bakıp sevinecektiniz Turgut Uyar hatrına...

Ama üzülme, şimdi biz neyiz diye sorgulama mevzuyu,  bak Atilla İlhan ne diyor:

“Çünkü ayrılık da sevdaya dahil, çünkü ayrılanlar hala sevgili”

Her neyse şaka bir yana aşkı yaşama,  sevdiğin kadını/ adamı sevme biçimi ve ayrılığın acısını çekme formatları değişti kabul ama  sevgiyi ifade biçiminin bütünüyle içi boşaldı,  başka bir hâl aldı. Korkarım seven sevdiğine,  ayrıldığı yarenine, habersizce öyle uzaktan uzağa aşk beslediğine iki satır şiir de yaz(a)mayacak.

Peki yıllar yılı o büyük şairlerin yazdığı muhteşem şiirleri kim okuyacak?

Bir yazımda “ Duydunuz mu Aşk ölmüş?” demiştim.  Bana kalırsa bizden sonraki kuşaktan tek bir kişi hayatta kalana dek kalbinin yerini hatırlatıyor olacak insana AŞK...

Sonraki kuşaktan umudum yok bunu uzun uzun anlatmıştım önceki yazılarımda.

Hadi iyi tarafıma denk geldi yazım. Ölmemiştir AŞK,  belki de can çekişiyordur.

Şimdi biz seninle neyiz? diye sorup birbirine bir şekilde adı konmayan hisler  besleyen herkes bir şiir okusun birbirine,  bir ince söz deyiversin. Bu mevzuyu 14 Şubatla sınırlandırmadan. Alışveriş sitelerinde günlerce dolanıp  ne alsam da sevgimi en havalı şekilde  ispatlasam demeden.

Belki böylece el birliği ile kurtulur AŞK da ölmekten.

Hem ne diyor şair:

“Bir şey var aramızda

Senin bakışlarından belli

benim yanan yüzümden

dalıveriyoruz arada bir

İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki

Gülüşerek başlıyoruz söze...

Sevgilerimle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şahsenem Parlak - Mesaj Gönder

# bir, ile

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Şahsenem P. - @Arp 01 nolu yoruma cevabı: Teşekkürler amca,sevginin günü yok...Seven,sevdiğine her gün özensin...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 00:26