Cebbar

Bütün cebbarların canı cehenneme. Kalmasın yeryüzünde zerre miskal pis kokusu. Nefes aldığı her âna denk gelsin ve silinmesin içinden hesap korkusu. Bekliyor hepsini cehennem kuyusu ki düşeceği en güzel mekan olsun.

Yer bile isyan ediyor menhus, uğursuz varlığına. Yüzündeki nur çekilmiş bak çirkin simasına, merhametin kırıntısı yok. Gönlü kara, yüzü kara, içi dışı kapkara, vicdan ibresi kımıldamıyor. Biz nasıl dayanalım bu medeniyet asrı denilen aşağılık çağa, esfel-i safilin güruhun yaptığına.

Soyu sopu belirsiz, ne bu toprağın ne de bu milletin hamurundan. Eğer öyle olsaydı, anlardı insaniyetten az biraz olsun. Nasibi de yok istihkakı da yok medeniyetten. İnsan tarafı temayüz etmemiş, belki hakkı değilmiş demek ki irsiyeti kirli.

Çilesi çekilmeyen bir günü kalmadı hayattan, günümüz dünyasının. Gaddar nazarında insanın bir eşyadan farkı yok; kullan at prensibi yol haritası olmuş. İnsana yakışan ferah yaşamı kendi haricinde kimseye hak görmez bir zorba. Zulümler karşısında sükut eder, içten içe derin bir zevk duyar fakat hiç kimseye hissettirmez.

Üzerindeki elbisesine bulaşan toz zerresi uğruna satar memleketi. Noktası, virgülü uğruna en bereketli toprakları çöl haline getirir. Beti bereketi kesilen her yeri kurutur sonunda. Hiçbir zaman hayırlı bir kabiliyet sergilemez. Eziyeti, kendi milletine miras bırakır, ömür boyu.

Yaşadığı ülkeye hayır namına hiçbir şey vermez sülbiyeti. Azgın kökü, nesepsiz zürriyeti her güzeli bitirmeye ant içmiştir. Onun nezdinde şeref, namus ve izzet kelimeden ibarettir ve içi tamamen boştur. Her yere, pis nefesinin ekşi kokusu yayılır, kaçış imkanını kimse bulamaz.

Gözü doymaz, karnı doymaz bir uğursuzdur. Zehir zemberek içeren sözleri, kelimeleri ve cümleleri baştan aşağı kin doludur. Kimse susturamaz, her yeri kendisi için merasim havasına büründürür. Şablon cümleleri sıralar durur. Ne vakit gören olsa, bütün diller sus pus olur.

Cebbarın milliyeti yoktur, o bir beynelmileldir. Hayattan anladığı tek şey cedel, ağız dalaşı olduğu için, aynı çizgi üzerinde kimseyle buluşması imkansızdır. İnsanı pert eder, zarara sokar bütünüyle. Uğursuz bir yeldir, kırar döker her şeyi. Mazlum milletleri herkese el açtırır ve bir dilenci seviyesine layık görür.

Dessas Yahudi'nin önünde el pençe divan, temenna durur. Milletin başına çorap örmek için her daim fırsat kollar. Bir o yana bir bu yana sarhoş misali savrulur. Bütün ömrünü adi işlere göre dizayn etmiştir, tasarlamıştır. İyilik namına ne yapılırsa hemen onun karşısına geçmiştir. İmar edilen ne kadar güzellik varsa, tez zamanda tahrip etmek için hemen hareket etmiştir.

İçeride bir külhanbeyi, kabadayı gibi herkese nâra savurur lakin dışarıda ise tam bir sünepedir. Cinsiyetsiz bir varlık olması, her yana dönebilen bir karaktere sahip olmasını netice vermiştir. Hangi yöne döneceğini kestirmek oldukça zor bir tahmindir. Her ne yaparsa yapsın, o işten bir hayır çıkması ihtimal haricindedir. Her yere pis kokusunu bırakan ve de herkese diş gösteren azgın, necasetli bir mahluktur.

Başındaki serpuşa bakıp da hüküm verilemez. Muhtelif zamanlarda, melun başına değişik başlıklar takması, bir yönde değil her tarafta ferman sahibi olduğunu göstermek içindir. Hor bakmak, hakir görmek en sevdiği davranış biçimidir. Yılan gibi tıslar, âniden sokar, farkına bile varamazsın. Bir daha dirilmemek üzere yok olması, en büyük insani bir temennidir.

İstikbale, kinden başka bırakacak hiç bir şeyi yoktur. Geleceği, gelecek yeni nesilleri düşünmesi beklenemez. Maziyi tek kalemde siler, miras olduğunu kabul etmez. Zekası, kabiliyeti, her fiili bir dâhiyi çağrıştırsa da aslında zır cahilin biridir. İzinden giden herkesin yaptığı, hem kendini hem de kendi soyunu kirletmesi olmuştur.

Kendi menfaati için hiç tereddüt etmeden vatan toprağını karış karış pazarlar. Öyle caka satar ki kendi milletine en üst perdeden konuşur ve tepeden bakar. Yedi ceddini semirtir de helal haram demez. Her lokmayı kendi kazanmış gibi boğazından aşağıya rahatlıkla gönderir.

Utanma, arlanma duygusunu yitirdiği için rahatlıkla milletin önüne çıkar, konuşur da konuşur. Bütün hazine harcansa şatafatına kafi gelmez. Sıkılmadan madalyaları bedbaht göğsüne takar. Böbürlenmesi, şanını yüceltmek içindir. Kibir ibresi zirve yapmıştır.

Milletin geleceği için hiçbir kaygı duymaz. Koltuğunu vatan sevgisi değerinde görür ve sever. Huzursuz olup da sıcak döşeğinden kalkmaz, mışıl mışıl uyur. Milleti öylesi bıktırır ve öylesi iğrendirir ki kendi canından bile nefret eder duruma getirir. Necis, pis kokulu nefesi milletin peşini bırakmaz. Kâbus, karabasan gibi milletin göğsüne çöker ve nefessiz bırakır.

Simasında bu toprağın hamuru, bu milletin tebessümü yoktur. Çirkin fıtratının macununda değişik milletlerin aşısı vardır. Bukalemun gibi fona uymak, her yere intibak etmek ve ifşa olmamak üzere ilmi tahsil yapmıştır. Kendisiyle beraber, cibilliyetinin de yerle yeksan olması haklın en büyük dileğidir.

O bir mütrefin güruhudur; zenginliğin rehavetiyle azmış ve şımarmıştır. Gerçekleri görmeyen âmâ gözleri donuktur. Maddi gözü cin gibidir, diğer gözü maneviyata kördür. Hainliğinden ve kininden fışkıran bir nefret ile her memleketin harem-i ismetine sarkar. Bu tiniyetteki her mahlukun yerdeki pisliğini ancak kendi eceli paklar.

İyi şeylere karşı hiçbir zaman temayülü, meyli olmaz. Hayra hasenata o kadar kapalı ki sanki büyülenmiştir. Memleket yıllar yılı bu zülü, bu acıları yaşadı ve çekti. Artık kalmadı milletin ne sabrı ne de tahammülü. Sabır küpü çatladı, paramparça oldu. Korku, şantaj ve tehdit ile kandırdığı kişileri kendine bende, köle yapar. Kandıramadığı kişileri anasından doğduğuna pişman ederek memleket memleket sürgüne gönderir.

Kendi kendini aynada zebella, yenilmez bir dev gibi görür ama aslında o bir cücedir. Elde edemediği her şeye ve herkese çok kincidir. Kendini daima her şeyin üstünde gördüğünden emredici bir tavır takınmayı hakkı görür. Dağıtılacak en küçük bir ulufe için de çok seçicidir.

Kimi zaman milletin jandarması olur, biner tepesine. Kimi zaman misafiri olur, teklifsiz çöker sinisine. Kimi zaman kurtarıcı rolüne geçer, hançer saplar sinesine. Geri dönülmesi imkansız öyle yeminler eder ki hemen hemen herkesi inandırır bu yalanlarına.

Gözlerini yukarıya diker ama aklı hep kuyu dibindedir, atacağı masumların defterini dürmekle meşguldür. Aklı fikri çalıp çırpmak, eğri eli de fakir milletin cebindedir. Bütün bir derdi çalım satmaktır. Gerçek değerini son nefesiyle esfel-i safilin çukurunda bulacaktır.

Hiçbir zaman sahada olmayan bir salon adamıdır. Gece gündüz devletin helal parasını nereye çarçur edeceğinin hesabını yapmaktadır. Her gece kokteyllerde garip milletlerin canına nasıl ot tıkanır, onun fizibilitesiyle meşgul olmaktadır. Fakat hesap edemediği tek bir gerçek vardır, o da, milletin yüce soy ağacının kökünden sürgün veren cefakar evlatlarıdır.

Kendi gözünde her milleti sahipsiz görür. Ezilecek bir böcek gibi ayaklar altında gezdiğini hayal eder. Meymenetsiz bir yüzü vardır, bakanın midesini bulandırır. Pis ve haris duyguları herkesi yere sermeye yetecek bir kin barındırır. Milletlerin uykudan uyandığı vakit de kendine kaçacak bir yer bulması elzem bir durum olarak ortada durmaktadır.

Gerçi her yeri memleketi olarak görür, sağlam bir milliyeti ve meşrebi olmadığı için sığınacak izbe bulması zor değildir. Malını mülkünü, her şeyini oralara zaten istiflemiş haldedir. Her defada içinde bulunduğu milletin gelmişine geçmişine küfreder. Geçmişi temiz olmadığından, temiz insanlardan ve geçmişi pak olan kadim milletlerden nefret eder.

Ruhu karanlık, içi karanlık, kapkara bir mahluktur. Dış görünümü cakalıdır ama bedenen ve ruhen marazlıdır. Bu alil, hastalıklı illetten ne zaman kurtuluruz diye insanlar dua üstüne dua talebiyle elleri semaya açılmıştır. Ne vakit görünse, herkesin içi daralmaktadır.

Yerin dibine batası uğursuz izzeti her yeri harabeye çevirmiştir. Yerde sürünmeyi yaşamak mı zanneder bilinmez ama kendi dışındaki herkese bu adi durumu layık görür. Gerçek milliyetini ifşa edeni, yerin yedi kat altına gömmeyi kendine görev edinmiştir. Kutsal vatan çizgilerini, sınırlarını, hudutlarını elindeki silgiyle silmiş ve ağyarın geçeceği her yeri delik deşik etmiştir.

Her millet kifayetsizleri affetmiştir ama bu kadar organize olmuş bir kötülüğe karşı davranışı ne olur, onu da tarihin muhkem sayfaları yazacaktır. Menhus mevcudiyeti değil, gölgesi bile uğursuzluk yellerini tahrik ediyor ve kırıp döküyor her şeyi. Kutsi vatan toprağına tek bir ferdi dahi fazla gelmektedir.

Hiç kimsenin tahammülü kalmamıştır. Sabır çizgisini geçeli o kadar çok zaman olmuştur ki bir an bile çile lafına katlanamaz bir duruma gelmiştir her millet. Dünyanın hemen her yerinde akan gözyaşı çağlayan, dökülen masum kanı oluk oluk olmuştur.

Kendini bilmezler açısından her şey düşünce zafiyetidir. Akıl etmek, düşünmek, görüş ortaya koymak ve bu yolda fikir çilesi çekmek beyhudedir. Her hakikat, hakikat erbabını mest eder lakin her ahmağı da rahatsız eder.

Bu gerçekler ışığında hamiyet, haysiyet ve milli şeref pervaz eyler, göğe çıkar. Yalancılar ve yalanlar da yerin ta dibine geçer. Tarih nazarında her şeyin kıymeti vardır. Kimisi iyi anılır, kimisine de lanet edilir vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Faik Kumru - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.