Çocuklar ve israf

Geçenlerde bir sabah, Yahya Kaptan yürüyüş yolunda sabah yürüyüşü yapıyordum. Yolu yarılamışken üst geçitten geçip D100 kenarındaki tesislerden birinde, eğitimci bir arkadaşımla kahvaltıya oturduk. Kısa bir süre sonra salonu bir anda çocuk sesleri kapladı. Bir otobüs dolusu henüz ergenliğin sınırına dayanmış öğrenciler salonu doldurdu. Başlarında üç kadın, iki erkek öğretmen de kendilerine ayrılan masada yerini aldı. 10’lu yaşlarında okul gezisine çıkmış çocuklar için çalışanlar, masaları birleştirip okul kantinine döndürdüler mekânı. Kahvaltı tabakları dizildi, içecekler masalara servis edildi. Hep bir ağızdan, yüksek sesle öyle bir konuşuyorlardı ki eğitimci arkadaşımla sohbetimize çaresizce ara verdik. Birbirimizi duymakta zorlanır hale gelmiştik. Çocukların önlerine kahvaltı tabakları kondu. İçimden, ne güzel anılar biriktirecekler afacanlar diye geçirdim. Hep beraber yüksek sesle konuşmalarını onların coşkusuna verdim. Hem nasılsa onlar ülkemizin geleceği olacaklar, kırılmasınlar.

Bir süre sonra salonda sandalye sürtme sesleri vs. derken sessizlik oldu. Çocuklar kahvaltılarını tamamlayıp çıktılar. Biz de kalktık. Kasaya doğru ilerlerken, az önce öğrencilerin oturduğu masaların yanından geçerken gayriihtiyari kahvaltı tabaklarına gözüm ilişti. Tabaklar neredeyse servis edildikleri gibi duruyordu. Tek yedikleri, plastik küçük kaplardaki bir kaşık çikolata kreması. Birkaçı haşlanmış yumurtalarını eğlence olsun diye kırıp soyup bırakmışlar. Dört çeşit peynir, bal, tereyağı, kaymak, yeşil ve siyah zeytinler, jambon, domates, biber, salatalık hiçbirine dokunmamışlar. Karınları mı toktu? Öyleyse niye kahvaltıya getirilmişlerdi? Bizim görüp fark ettiğimizi, öğretmenleri fark etmemiş miydi? Çocukları, “Tabakta yemek bırakılmaz.” diye bugüne kadar hiç kimse mi uyarmamıştı? Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu bilgisi bu çocuklara hiç mi duyurulmamıştı! Bence ortada hem düzensiz beslenme hem de büyük israf vardı. Yemek yeme adabını içselleştirememiş bir nesle başka soyut, manevi değerler nasıl aşılanabilirdi ki? Çok üzüldük açıkçası. Arkadaşım garsona, "Tabaktakilerden bir kısmını sokak hayvanları için alabilir miyiz?" diye ricada bulundu. Garson kesin bir dille reddetti. "Vermiyoruz!!!" Bir otobüs dolusu çocuğun elini sürmeyip ziyan ettiği yiyecekler göz göre göre çöpe atılıyordu.

Bence çok yanlış yapıyoruz. Esas canımı yakan bu durumun her yerde yaşanıyor olması. İsraf var ve normalmiş gibi davranıyoruz. Bokunda boncuk bulduğumuz çocukları idareye alıştırmalıyız. Zaman su gibi akıyor, bugün çöpe atılan o nimetleri Allah hiçbirimize aratmasın. O tabaklardaki bir domatesin bile tohumdan, fideye; fideden çiçeğe; çiçekten meyveye erene kadar ne kadar çok emek ve zaman istediğini çocuklarımıza anlatabilmeliyiz. Emeğe saygı, vatana sahip çıkmanın ilk adımları bunlar olsa gerek. Bir domatesin tabağa gelebilmesi için harcanan emeğin bilincinde olmayan çocuklarımıza, ayaklarındaki ayakkabının onlara ulaşana kadar ne kadar emek istediğini, ebeveynlerinin, o ayakkabıyı satın almak için kaç saat çalışması gerektiğini anlatabilmek acaba ne kadar mümkün?

Boş verin, bırakın siz, 'Çocuklarınıza istediklerini alın, yokluk psikolojisi empoze etmeyin.' sözleriyle akılları karıştıran kişisel gelişim esnafını... Hiçbir çocuk az yediği, az giydiği için travma yaşamaz. Ancak az sevildiği, saygı görmediği zaman büyük travmalar yaşayabilir. Maddi olan her şeyin idaresi olur. Lakin soruyorum size sevginin idaresi olur mu...? Yarın yuva kurduklarında az yediği, az giysisi olduğu için problem etmeyecek; az sevildiği, saygı görmediği için problem edecek çocuklar yetiştirmeli!!!"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Nöbetçigil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

20

Aylchk - Tebrikler çok güzel bir yazı olmus emeğine kalemine sağlık? sizi severek takip ediyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 13:56
19

Adnan27 - Ama bu gerçek. Ne yazıkki bu ürünleri tadamayıp alamayan çok insan var. Çok üzülüyoruz çok.

Lakin herşeyu anlatmak lazım. işte burada Aile ve eğitimcilere çok iş düşmekte.

Diline, gören gözlerine ve yüreğinize sağlık. Mesut Hocam.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 11:40
18

Ayşe U. - Ne güzel dile getirmişsiniz Mesut bey o kadar haklısınız ki , yeni nesil israfın ne demek olduğunu hiç bilmiyor umarım öğretebiliriz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Nisan 17:30
16

Zülfü Canan - Eğitimin evde başladığını unutan bir toplum olduk ve ne yazık ki bizim jenerasyon çanak tuttu bu eyleme,sonucunu düşünmeden hemde.

Aman biz yaşamadık evladımız yaşasın,aman biz yemedik, aman biz giymedik, aman biz gitmedik diye diye ,tüketen ve kıymet bilmeyen bir gençliğin temellerini biz attık.

Çocuklardan ziyade bizleri aslında çeki düzene sokmalı. Sonrasında egoist çocuklar ve tamahgar olmayan nesillere laf söylüyoruz ve kimse demiyor benim hatalarım çok oldu diye.

Bizleri hatırlayalım birazcık.

Hayallerimiz o kadar masumdu ki, çocukluğun en hasını yaşadık, kimse kimseyi kıskanmadan, Çaka satmadan, hava atmadan oynardık sokaklarda beş taşı, yakan topu, ebelemeyi, bazen sokakta su birikintileri içinde zıplayarak çamura bulanmanın keyfi tarifsizdi her ne kadar evde dayak yesek te ! Biz çocuktuk.

Şimdilerde elektrik yüklü AVM lerde cocklara çocukluk satın almaya çalışıyorken birkaç sene o çocuklar herşeyin para ile alınacağı bilinciyle küstahça davranır hale gelecek bir toplumun ayak seslerini ben duyuyorum, sizlerde duyuyorsunuz değil mi?

Geçenlerde kızım ve damadım AVM yerine torununumu at çiftliğine götürmüşler ve güzel bir gün geçirmişler, torunum bunu günlerce anlattı ve gözlerindeki o pırıltıyı ben çocukluğumdan biliyorum.

Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı.

Hakkaniyet ile büyüyen ve büyüğün büyük sorumluluğunu, küçüğün çocuk masumluğunda geçireceği günleri göreceğimiz umuduyla.

Sevgiyle kalın.

Zülfü Canan

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Nisan 08:59
15

Zeynep - Egitimmmm şart.... ana sınıfından itibaren enküçük topluluk olan aileden baslayarak icinde bulundukları her toplulukta sorumluluk bilinci. Emek, gelir, tasarruf ve harcama bilinci... Tabiat bilgisi sonra fen bilgisi .... bilinçli eğitimciler... halbuki ogretmenleri cocuklara birer buzdolabi poşeti verip, yemedikleriniz bunlara koyun kis kedi köpekleri besliyeceğız diyebilirdi.... sayenizde bir rastlanti önemli bir konuyu gündeme getirmis oldu. Kaleminize sağlık

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Nisan 01:02
13

Türker Selçuk - Tebrikler, çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Özellikle gıdada israf çok hayati!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 23:00
12

Fatih Ersöz - Maalesef ki ülkemizde israf had safada, bence ülkemizde.. eski adı ile adabı muaşeret yani görgü kuralları ve iyi vatandaş nasıl olunur diye dersler konulmalı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 22:40
11

Nur Can - Malesef oyle bir nesil yetisiyorki once buyukler kendilerini yetistirmesi gerekiyorki cocuklara ornek olabilmeleri icin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 21:53
10

Hüseyin - Mesut arkadaşım çok güzel bir konuya değinmişsin, çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ediyorum seni.????

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 21:45
08

Ahmet Kavurmacıoğlı - Çok güzel bir yazı bu tip israflar çocuklarımızın Temel eğitim aldığı İlköğretim okullarındaki müfredatın bizim zamanınmızdaki olmayıp tüketim arsızlığına dönüşmüştürHatırlarsın yerli malı haftası olurdu öğretmenlerimiz adabı muaşeret kaidelerini öğretirdi daha sonrada elektrik ve su kullanımları ile tasarrufu öğrenirdik şimdi maalesef eski günleri arar olduk Sevgi ve Selamlarımla

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 21:04
06

Maviş - Kaleminize sağlık çok güzel bir konuya değinmişsiniz, malesef israf heryerde yemeğini yiyeceğin kadar alacaksın . Çocuklar için çocuk menüsü olması lazım, nasıl yabancı zincirlerde kids (Çoçuk) menü varsa bizde de olması gerekir

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:45
05

Fahri Tekli - Önemli bir konuyu yaşanmış örnekle aktarman konuya dikkat çekmek adına yerinde olmuş.

Çok okunması dileğiyle.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:25
04

İtalyan Şapkalı Kadın - Emeğine, kalemine , yüreğine sağlık .. Ne güzel bir konuya değinmişsin. Günümüzde varı, yoğu bilmeyen , doyumsuz çocuklar yetişmekte.. Sanal dünya ile yetiştirilen duygu yoksunu , insan olma erdeminden uzak sevgisiz çocuklar… :( Eğitimin temeli önce ailede , sonra okulda verilir. Bu konuda bebek sahibi olacak ailelerin , bir çocuk nasıl yetiştirilir , bir çocuğun temeli nasıl verilir , duygusal zekası ,, psikolojisi , pratik zekası ve maddesel zekasını nasıl geliştireceği konusunda eğitimler verilerek , insanlığa, topluma ve en önemlisi kendisine nasıl olumlu yönde katkı sağlayacağı konularında eğitimler verilmeli diye düşünüyorum.

Tekrar teşekkürler Sayın Nöbetçigil.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:18
03

Gül Anasal - Mesut Bey, o kadar doğru bir konuya değinmişsiniz ki. Gerçekler maalesef böyle.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:14
02

Yücel Karslı - Haklısınız, ebeveynleri çocuklarına kahvaltının önemini tam anlatamıyorlar, o çocuklarda kahvaltı yapma kültürünü öğrenemiyorlar.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:08
01

Lâle Tığ - Çok güzell...

Tüm yazılanlara katılıyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 20:03