Muhâfazakârlık

Târihin hangi sayfasına bakarsanız bakın, önümüze, çelikleşmiş surlarıyla muhâfazakârlık çıkıyor. Yeniliklere açık bir toplum değiliz maalesef. Kapılarımız yeni olana arkadan sürgülü, açılmamak üzere. Yeni şeyler bizi ifsat edecek, bozacakmış gibi hissiyâtımız var.

Millî ve mânevî değerlerimizi, âdetlerimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi koruyalım, muhâfaza edelim, kabul ama bütün bu süreçler koyu bir taassup ve katı bir tutuculuk hâlini almamalıdır. Millî şuur, bilinç diyerek eskide kalmamak düşünülmesi gereken bir husûsiyet.

Bu duygu nereden kaynaklanıyor derseniz, birçok sebep sıralanabilir. Biz kendimizden emin olursak, millet ve toplum olarak bizi ne bozabilir Allah aşkına? Biraz düşünmek, akıl etmek elzem değil mi? Neden her şeye körü körüne bağlanıp bir türlü vazgeçemiyoruz.

Bağlandığımız her şey, bizi geleceğe yürümekten alıkoyuyor. Önümüzü tıkıyor. Aşılmaz engeller, geçilmez mânialar sıralıyor. Nereden bakarsanız bakın her yer tutulmuş, zaptedilmiş sanki. Müsâade geçitleri bütünüyle kapalı.

Her cenâhın kendine göre muhâfaza ettiği, kimi doğru kimi yanlış birçok kültürel ve târihî değeri var. İyi olanlarını tutmak, kötü olanları atmak, eksik olanları da ıslah etmek gerekmez mi? Niçin hâlâ inat ediyoruz? Doğruları neden kabul etmiyoruz? Yolumuzun üstüne çökmüş bariyerleri, engelleri niçin kaldırıyoruz?

Hangi düşünce olursa olsun, iyi olanlarını yükseltmek, kötü olanlarını da kapı dışarı etmek gerekmez mi? Doğrular tek bir değil tamam ama herkes tarafından kabul edilebilecek şeylere taraf olmak da hakîkate değer vermek değil mi?

Düşünce dünyâmıza karabasan gibi çöken taassup, tutuculuk zehri, bizi her yönden bitiriyor. Doğru nedir, yanlış nedir tefrik edemiyor, ayıramıyoruz. Düşmanın bize yapmadığını hem kendimize hem de gelecek nesillerimize yapıyoruz.

Yaşadığımız bilgi çağında tutucu olmak, muhâfazakâr takılmak bizi medenî düşüncelerden ve medenî dünyâdan ayrı düşürüyor. Yeni dünyâlar inşâ etmek adına elimizi taşın altına koymak mecbûriyetindeyiz. İmkânlarımız geniş, alabildiğine topluma yayılarak ferah havanın herkesin payına düşecek şekilde adâletli bir şekilde dağıtılması elzem.

Gelecekte güzel olanı yapmak, sâhip çıkmak ve değerler manzûmesini, sistemini iyileştirmek, cemiyetin ve kalem erbâbının üzerine düşen târihî bir sorumluluktur. Her düşünceyi bir proje bazında hayata geçirmek, ileriye taşımak, bize faydası dokunmasa bile vakit yetersizliğinden, gelecek kuşakların hânesine artılar düşebilmeli, kadim bir hediye bâbında ileriye taşımalıyız.

Çok yanlışlarımız var hemen düzeltilmesi gerekli olan. Doğrularımızı umûma, genele yayarak bir katma değer olarak sunulmasına bütün gücümüzle destek vermeliyiz. Yaşanan, yaşanacak her günü güzelleştirmek adına koyu inatlardan vazgeçmek, yaşanabilir bir dünya inşâ edilmesi adına büyük bir zenginlik kaynağı olacaktır.

Eğitim alanında yapılacak her müspet hamle, dünya ve dünya insanlığı için paha biçilmez bir kıymeti hâiz, sâhip olacaktır. Gelecek güzel yarınların temelini atabilmek, bize ve her millete nâsip olabilecek büyük bir bahtiyarlık.

Bu güzellikleri bölüşmek, geleceğe taşımak ve sâdece bu benim eserim demek ise akıl dışı bir faâliyet olacaktır. İyi sâde biz değiliz ki herkeste güzel olabilecek kābiliyet mevcuttur. Hiçbir kimse değersiz olmadığı gibi insanlık adına çok güzel işleri de meydana çıkarabilir.

Yenilenmeye engel olan eskimiş kabukları soyunmalıyız. Yepyeni elbiseleri denemeli, ölçüsü uygun olanları dolabımıza koymalıyız. Millet dolabımız her rengi barındırmalı, her gelene de yer vererek Türk harsının, Türk kültürünün ne kadar geniş bir kapsayıcılığa sâhip olduğunu el âleme îlan etmek de esas bir vazîfe olmalıdır.

Durmadan dönen dünya, ben bugün istirahat veriyorum veya vereceğim demiyor. Yerinde sayan kokuşmaya mâruz kalacaktır. Değişime direnen kaybedecektir. Sâdece benim istediğim kabul görsün diyen dışlanacaktır. Her yerde benim ismin anılsın diyen de büyük bir hakārete müstahak olacak, hak edecektir.

Her yeniye kapı açmak, seviye sorgulaması yapılarak değerlendirilmeli ve yeni pencerelerden bakılabilmelidir. Zaman inat, ayak direme devri olmaktan çıkıp kabuller çağı hâline gelmiştir. Yeniler eskileri, kötü çağrışım yapanları, bütünüyle kapı dışarı ediyor. Elimizde imkân varken yenilenler tarafında değil kazanan ve mutlu olanların safında yer almak oldukça mühim ve akıllı bir girişim olacaktır.

Eskiye devamlı küfretmek kötü ancak yeniye de dirsek atmak iyi değildir. Her şeyi imbikten, süzgeçten geçirmek elzem. Bunu yapabilecek kābiliyetleri, yetenekleri baş tâcı etmek insanlık ortak paydasına düşünülen büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır. Duran geçilecektir. Yerinde sâbit bekleyen, ileriye mâtuf adım atamayacaktır. Her gelen güzelliğe de sâhip olamayacaktır.

Kapıları açın. Kötü olan her şeyi defedin gitsin. Eğer kendinden, kendi inanç ve kültürünün sağlamlığından eminsen, niçin korkuyorsun? Bırak kendini yenilemeyen korksun. Bırak kötü olanlar utansın. Bırakın iyiler her mekâna müsâade alarak girsin. Her şeye şom ağzını açanları susturun. Îcap ederse çirkin ağızlarına açılmaz kilitler vurun.

İleriye yönelik projeleri hayâta geçirmek ve eski sağlam temeller üzerinde yenileri inşâ etmek tâlihini, saâdetini yaşayalım. Herkese fırsat tanımak, herkese gönül kapılarını açmak ve her geleni dışlamadan kabul etmek kendine güvenen yiğit kişilerin harcıdır. Gönülleri empatiyle, diğergâm hislerle dolu olan hakîkatli insanları içeriye buyur edin, güzelce ağırlayın.

Kendi değerleri muhkem olan, yabancı rüzgarların tesiri ile yıkılmaz. Temeli sağlam atılmış, o işi organize edenler de gerçek bir meslek erbâbı ise kim zarar verebilir bütün bu kıymetlere. Korkunun olduğu yerlerde hemen herkes siner, korkak ve pısırık olur. Bu gibi sınırlandırılmış mekânlarda özgür bir rûha rastgelmek oldukça zordur.

Gönülleri tutsak olanlar yeni bir dünya kuramaz. Açın bütün baraj kapaklarını, kurak olan her yere sular ulaşsın, bire bin mahsul versin. Bize yeten herkese yeter. Tutmayın çalışan elleri, mâni olmayın güzel konuşan dillere ve de kırmayın hasbî, beklentisiz gönülleri.

Her yer kızıl kıyâmet. Geçtiğimiz her yere elimizde güzellik varsa onu ekmeli ve illâ ki biz fayda görelim diye de bu işler yapılmamalı. Tohumu at toprağa, sen yiyemezsen bile senden sonra gelecek olanlar gıyâbında gönül borcunu ödeyecek, teşekkür edecek ve ismin yâd-ı cemil olarak kalacak, güzel bir şekilde anılacaktır.

Ben ben diyen ve her güzelliği kendine lâyık gören nobranlar, insanlık târihine iyilik nâmına hiçbir hâtıra bırakmamıştır. Onlardan kalan, zulüm ve kötülükten başka hiçbir şey olmamıştır. Adına lânet edilenler hiç az değildir. Bize düşen iyilik. Dünyânın hem iyi insanlara hem hiç bir karşılık beklemeden yapılacak iyilik hareketlerine ekmek kadar, su kadar ihtiyâcı vardır.

İyiliklerin önündeki engelleri kaldırmak, yeni güzellikler meydana getirmek, eski kötü işlere takılmamak enerjimizi en üst seviyeye çıkaracaktır. Vira bismillah demeli ve her işin başından kuvvetle tutmak esas olduğu gibi, işin olması gerektiği gibi netîcelendirmek de olmazsa olmaz bir şarttır.

Her kapıyı çalmak, her kırık gönle girmek ve her düşüncenin sâhiline yanaşarak merhaba demek çok mühimdir. Uzanan elleri itmemek, tebessüm eden yüzlere karşılık vermek ve en güzel kelimelerle muhabbet ortamını nezih bir hâle getirmek insan olmanın bir gereğidir.

Gönülden iş yapanlara destek vermek, güzel olanı her yere yaymak, uğruna uğraş verenlere teşekkür etmek ne kadar gerekli bir âdâb-ı muâşeret. En güzel halleri takınmak bu kuralların devâmı olmalıdır nihâyetinde.

Öncesinden dikilmiş bir ağaç gölgesinde gölgelenmek ve serinlemek hârika bir keyiftir fakat gölgeleri çoğaltmak adına yeni fidanlar da dikmek lâzım. Her mekânı yemyeşil ve rengârenk yapmak istiyorsak eski güzellikleri muhâfaza etmenin yanında yeni şeyleri ve yenilikleri de bağrımızda beslemeliyiz. Ancak bu şekilde istikbâle, geleceğe emin adımlarla yürüyebiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Faik Kumru - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.