At İzi, İt İzine Karıştı!

Dünkü köşe yazımda 17/25 Aralık sürecinden sonra FETÖ'nün tasfiye edilmesiyle, özellikle METÖ diyerek menfaat terör örgütü olarak nitelendirdiğim çeşitli dini grupların devlette FETÖ'den boşalan kadroları doldurmaya ve sızmaya çalıştıklarını dile getirmiştim.

Bu iddiama örnek olarak da şu an gündemde çokça konuşulan organize suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında Nurcuların, okuyucu grubuna mensup olduğu iddia edilen, bana göre kripto FETÖ'cü olduğunu değerlendirdiğim Ankara Emniyetindeki karanlık yapıya dikkat çekmiştim.

Bu tip sözde okuyucu, Menzilci diye adlandırılanların gerçekte kripto fetöcü olabileceklerini ve bu gerçeğin gözden uzak tutulmaması gerektiğini vurgulamıştım.

Evet, FETÖ ile mücadeleye kesintisiz devam edilmelidir. Başka kisveler altında da olsa bürokraside bu dini yapılanmalara kesinlikle müsaade edilmemelidir.

Başka kisveler altında olduğundan şüphe edilen personel hakkında hukuki olarak delil elde edilemese bile dikkatle izlenmeli, gözlemlenmelidir. Şüphe duyulan personelin özel hayatları, oturduğu kalktığı kişiler ve mal varlıkları ile banka hesaplarındaki para hareketleri çok iyi araştırılmalıdır.

Emniyet Teşkilatı tamamen FETÖ'den temizlenememiştir. Kripto Fetöcüler başka dini gruplar kisvesi altında hala faaliyetlerini yürütmeye çalıştıklarını yapılan operasyonlardan biliyoruz. Henüz FETÖ'nün bürokrasideki varlığı tam olarak deşifre edilememiştir. Ben eski bir emniyetçi olarak hala Emniyet Teşkilatında ve ilimizde kripto ve mahrem emniyet imamlarının faaliyetlerini yürüttüklerini ve tamamının deşifre edildiğini zannetmiyorum. 

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, göreve geldiği andan itibaren suç örgütlerine karşı koyduğu irade ve yapılan başarılı operasyonlar ile kamuoyunun takdirine şayan olmuştu.

Bu günlerde çok konuşulan Ayhan Bora Kaplan konusuyla ilgili soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde organizeden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Öner, Organize Müdür Yardımcısı Şevket Demircan ve Komiser Ufuk Gültekin darbe teşebbüsü iddiasıyla dün gözaltına alındılar.

Peki Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde neler oluyor, cemaatler arası bir güç savaşı mı var, yoksa denildiği gibi halef selef Ali Yerlikaya ile Süleyman Soylu arasında ki gerilimden mi kaynaklanıyor, yoksa okuyucu grubundan olduğu söylenen gerçekte kripto FETÖ unsuru olduklarını düşündüğüm polisler mevcut iktidara karşı bir yargı darbesi yapmak istemeleri miydi, şimdilik bu konu fazla netleşmedi, ilerleyen günlerde mutlaka netleşecektir diye tahmin ediyorum.

Ayhan Bora Kaplan soruşturması üzerinden M7 kod adlı bir gizli tanığın kurgu ifadeleriyle AKP'ye ve kurmaylarına operasyon mu yapılmaya çalışılmıştı. Yeni bir 17/25 Aralık süreci gibi bir yargı darbesi mi yaşamak üzereydik.

Dün gün boyunca konuyu anlamaya ve bu soruların cevaplarını bulmaya çalıştım. Birçok eski meslektaşımla görüştüm, işin işinden bir türlü çıkamadım. En çok da Ankara Emniyetinde görevli üst düzey bir emniyet müdürünün bir kişiden 300.000 dolar para alması ve aldığı parayı menzile yardım olarak hayır için aldığını, rüşvet olmadığını iddia etmesi "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" yani çingene mertliğini anlatırken hırsızlığını söyler misali Emniyet Müdürünün beyanları karşısında adeta dumura uğradım ve eyvahlar olsun dedim.

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İbrahim Kalın ve Yılmaz Tunç ile görüşmesi ve bu görüşmeye Ali Yerlikaya'nın çağrılmaması dikkatleri çekti ve kulisler birden hareketlendi.

Emniyet teşkilatında herkes birbirini iyi bilir, okul yıllarında Nurcu olarak adlandırılan, şimdilerde kendilerine "okuyucu" olarak açıkça nitelemekten çekinmeyenler okul yıllarında "köfteciler" denilen polisler gizli tanık M7 kodlu itirafçı üzerinden kurgulanmış ifadelerle mevcut iktidara karşı bir operasyon mu çekmek istediler, yoksa darbeye mi teşebbüs ettiler.

Yaşanan bu tartışmalarda ve iddialar karşısında adı geçen personelin ilk derece amirleri olan Ankara Emniyet Müdürünün, Emniyet Genel Müdürünün ve Ankara Valisinin sessizliğe bürünmeleri, hiçbir şeyden haberleri yokmuş gibi davranmaları da çok düşündürücü ve manidardır.

Tüm bu soruların cevaplarını ilerleyen günlerde umarım tüm çıplaklığıyla öğreniriz. Bu konuda şimdilik çok fazla yazıp çizmeye gerek yok diye düşünüyorum, ortalık toz duman, muazzam bir dezenformasyon var, tabiri caizse at izi it izine karışmış durumda.

Bekleyelim, görelim ilerleyen günlerde neler olacak, bu konunun mutlaka idari ve siyasi yansımaları olacaktır.

Mevla'm neylerse güzel eyler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Durmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hürkuş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hürkuş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hürkuş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hürkuş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.